SON DAKİKA

Keşan Haber
Keşan Gardenya Çiçekçilik
ASTIMI KONTROL ALTINDA TUTMAK MÜMKÜN Tüm dünyada en sık görülen bulaşıcı olmayan kronik solunum hastalıklarından birisi olan astım, dünya çapında yaklaşık 300 milyon kişiyi etkiliyor. Oluşmasında genetik ve çevresel faktörlerin büyük rol oynadığı astım hastalığında, çeşitli tetikleyicilere yanıt olarak gelişen ataklar yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Tetikleyici faktörlerden uzak durularak ve doktor kontrolünde reçete edilen ilaçların düzgün kullanımı sağlanarak atakların önlenebileceğini söyleyen Türkiye İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, astım hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Bronş etrafındaki kasların enflamasyonu sonucu ortaya çıkan astım, sık geçirilen enfeksiyonlara ya da alerjiye bağlı olarak gelişebiliyor. Astımın oluşmasında genetik ve çevresel faktörlerin büyük rol oynadığını dile getiren Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, “Astım oluşmasında aile öyküsü en önemli faktörlerden birisi olarak biliniyor. Anne babadan birinin astımlı olması durumunda çocukta astım görülme riski yüzde 25’ken, anne ve babanın her ikisinin de astımlı olması durumunda risk yüzde 50’leri buluyor. Aile öyküsünde astım olmadan da genetik bazı bozukluklara bağlı olarak astım gelişebiliyor. Ayrıca alerji, obezite, hava kirliliğine maruziyet, sigara kullanımı gibi çevresel faktörler de astım gelişiminde rol oynuyor. Nefes darlığı, öksürük, göğüste hırıltı, tıkanıklık ve sıkışma hissi gibi semptomlar astımın habercisi olarak biliniyor. Bu semptomlar aralıklı ve genellikle geceleri ya da egzersiz sırasında kötüleşiyor. Gece özellikle sabaha doğru olan şikayetler astımın habercisi oluyor. Astımın tanısı için, tüm şikayetlerin aynı anda görülmesi gerekmiyor. Sadece öksürük ile seyreden astım vakaları da olabiliyor” dedi. ASTIM TANISI KOYARKEN HASTA ÖYKÜSÜ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Astım tanısının konulabilmesinde hasta öyküsünün büyük önem taşıdığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, “Kişinin yakınmaları, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıkları göz önünde bulunduruluyor. Fizik muayenesinin yanı sıra bazı tanısal testlerin yapılması gerekiyor. En temel testler solunum fonksiyon testleri ve alerji testleri olarak biliniyor. Astımlı kişilerde aniden ilerleyen astım şikayetlerinin ortaya çıkması ve artması astım atağına neden oluyor. Nefes darlığının derecesi, kalp atım hızı, solunum sayısı, oksijen satürasyonu ile PEF ve FEV1 değerleri atağın şiddetini ortaya koyuyor. Genellikle astım atağında rol oynayan bir dış etken bulunuyor. Enfeksiyon, alerjen maruziyeti, malignite, enflamasyon, hava kirliliği ve benzeri durumlar atağa sebep olabiliyor” ifadelerinde bulundu. ASTIMI TETİKLEYEN FAKTÖRLER Tetikleyicilerin kişiden kişiye değişiklik gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, astım atağına yol açabilen etkenleri sıraladı: 1) Ev tozu akarları, 2) Çimen, ağaç, 3) Küfler, 4) Kedi, köpek, kuş gibi hayvan tüyleri, 5) Viral, bakteriyel enfeksiyonlar, 6) Sigara dumanı, parfüm, saç spreyi, bazı sabunlar, 7) Sis, hava kirliliği, 8) Ortam değişikliği, 9) Ağır egzersiz, 10) Psikolojik faktörler, 11) Rutubetli hava, 12) Mesleki faktörler, ASTIM TEDAVİSİNDE İLAÇLAR ÜÇE AYRILIYOR Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, astım tedavisi ile ilgili şunları söyledi; “Astımda tam tedavi söz konusu olmasa da astımı kontrol altına alabilmek için biyolojik, fiziksel ve psikososyal çevrenin etkilerinin anlaşılması büyük önem taşıyor. Astım tedavisinin amacı, kişinin gününü yakınmasız geçirmesi ve hastalık ile ilişkili ortaya çıkacak gelecekteki risklerden korunması olarak ifade ediliyor. Bu nedenle astımlı hastaların tedavi edilebilmesinin temel taşını eğitim oluşturuyor. Astımın kontrol altına alınabilmesi için, hastalık ve tetikleyen faktörlerin iyi tanınması gerekiyor ve önerilen ilaçların düzenli kullanılması büyük önem taşıyor. Ayrıca doktor kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerekiyor. Astımın temel tedavisinde genellikle inhaler steroid ilaçlar kullanılıyor, zaman zaman bronkodilatörler (bronş açıcı) ile kombine edilebiliyor. Ayrıca damar yoluyla ya da ağızdan alınan tabletlere de başvurulabiliyor. Tedavide hangi ilaç tercih edilirse edilsin, etkin bir sonuç alınabilmesi için ilaçların doğru alınması büyük önem taşıyor. İlaçlar bırakılır, düzensiz kullanılır ya da yanlış dozlarda alınırsa astım kontrol altında tutulamıyor. Bu nedenle tedavinin mutlaka göğüs hastalıkları uzmanının gözetiminde planlanması ve hasta-hekim iş birliğinin kurulması gerekiyor. Ayrıca astımda tedavi sürekli olmayabiliyor, dönemsel de olabiliyor. GINA kriterlerine göre astım tedavisine başlanılıyor, tedavi bitiriliyor ya da ilaç ayarlaması yapılıyor.” SİGARA KULLANIMI ASTIMI TETİKLİYOR Astımlıların pasif olarak sigaraya maruz kalmalarının dahi astım ataklarının sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, “Sigara içiminin kesinlikle bırakılması gerekiyor. Sigara içen astımlılarda KOAH riski de çok daha yüksek oluyor. Ayrıca sigara, astım tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğini azaltıyor. Gebeyken sigara içen ya da pasif olarak sigara dumanına maruz kalan annelerin bebeklerinde astım gelişme riski yüksek oluyor. Ayrıca çocukların sigara dumanına maruziyeti sonucunda akciğer gelişimi ve solunum fonksiyonları olumsuz etkileniyor, astım gelişme riski artıyor” dedi. ASTIM ATAKLARINDAN KORUNMA YOLLARI Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, astım ataklarından korunmanın yollarını sıralayarak sözlerini noktaladı: 1) Ev içi çevre kontrol önlemlerinin alınması 2) Ev içinde çamaşır kurutulmaması 3) Aktif ve pasif sigara içiminin önlenmesi 4) Evcil hayvan tüyüne alerjinin olması durumunda evde hayvan beslenmemesi 5) Saç spreyi, deodorant, kokulu deterjan & sabun, parfüm kullanılmaması 6) Evin düzenli olarak havalandırılması 7) Yatak odasında ev tozu akarları barındırabilecek eşyaların bulundurulmaması 8) Yaşanılan yerde nem oranın düşük tutulması 9) Bahçe işlerinden uzak durulması 10) Maske takılarak evde sık sık temizlik yapılması 11) Pamuklu ve yünlü eşyaların kullanımının bırakılması 12) Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde gerekli olmadıkça dışarıda vakit geçirilmemesi 13) Polen sezonu boyunca antialerjik ilaçların kullanılması 14) Soğuk ve kuru havaların yanı sıra kirli ve sisli havalarda egzersiz yapmaktan kaçınılması Bayındır Sağlık Grubu Hakkında: Bayındır Sağlık Grubu’nun temeli, 1992 yılında o zamanki adıyla Bayındır Tıp Merkezi ile hizmet vermeye başlayan Bayındır Hastanesi’ne dayanmaktadır. İş Bankası grup şirketlerinden olan Bayındır Sağlık Grubu, kısa sürede sağlık alanında referans kurumlardan biri haline gelmeyi başarırken, bunda tam zamanlı çalışan deneyimli hekim kadrosunun yanı sıra, hedeflenen nitelikli hizmet anlayışını sağlamak için kurum tarafından özümsenen temel değerler de önemli rol oynamaktadır. Etik değerlere saygılı, kanıta dayalı tıp ve hasta odaklı hizmet anlayışına sahip Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ile başlayan bu anlayışını kısa sürede Bayındır Kavaklıdere Hastanesi, Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi’nin yanı sıra, İstanbul’da Fenerbahçe, Beşiktaş, Şirinevler, İş Kule, Tuzla ve İzmir Alsancak olmak üzere 6 farklı lokasyonda bulunan Bayındır Diş Kliniklerinde de başarıyla uygulayarak, vermekte olduğu sağlık hizmetinin etki alanını genişletmiştir.

Sağlık Haberleri

ASTIMI KONTROL ALTINDA TUTMAK MÜMKÜN Tüm dünyada en sık görülen bulaşıcı olmayan kronik solunum hastalıklarından birisi olan astım, dünya çapında yaklaşık 300 milyon kişiyi etkiliyor. Oluşmasında genetik ve çevresel faktörlerin büyük rol oynadığı astım hastalığında, çeşitli tetikleyicilere yanıt olarak gelişen ataklar yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Tetikleyici faktörlerden uzak durularak ve doktor kontrolünde reçete edilen ilaçların düzgün kullanımı sağlanarak atakların önlenebileceğini söyleyen Türkiye İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, astım hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Bronş etrafındaki kasların enflamasyonu sonucu ortaya çıkan astım, sık geçirilen enfeksiyonlara ya da alerjiye bağlı olarak gelişebiliyor. Astımın oluşmasında genetik ve çevresel faktörlerin büyük rol oynadığını dile getiren Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, “Astım oluşmasında aile öyküsü en önemli faktörlerden birisi olarak biliniyor. Anne babadan birinin astımlı olması durumunda çocukta astım görülme riski yüzde 25’ken, anne ve babanın her ikisinin de astımlı olması durumunda risk yüzde 50’leri buluyor. Aile öyküsünde astım olmadan da genetik bazı bozukluklara bağlı olarak astım gelişebiliyor. Ayrıca alerji, obezite, hava kirliliğine maruziyet, sigara kullanımı gibi çevresel faktörler de astım gelişiminde rol oynuyor. Nefes darlığı, öksürük, göğüste hırıltı, tıkanıklık ve sıkışma hissi gibi semptomlar astımın habercisi olarak biliniyor. Bu semptomlar aralıklı ve genellikle geceleri ya da egzersiz sırasında kötüleşiyor. Gece özellikle sabaha doğru olan şikayetler astımın habercisi oluyor. Astımın tanısı için, tüm şikayetlerin aynı anda görülmesi gerekmiyor. Sadece öksürük ile seyreden astım vakaları da olabiliyor” dedi. ASTIM TANISI KOYARKEN HASTA ÖYKÜSÜ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Astım tanısının konulabilmesinde hasta öyküsünün büyük önem taşıdığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, “Kişinin yakınmaları, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıkları göz önünde bulunduruluyor. Fizik muayenesinin yanı sıra bazı tanısal testlerin yapılması gerekiyor. En temel testler solunum fonksiyon testleri ve alerji testleri olarak biliniyor. Astımlı kişilerde aniden ilerleyen astım şikayetlerinin ortaya çıkması ve artması astım atağına neden oluyor. Nefes darlığının derecesi, kalp atım hızı, solunum sayısı, oksijen satürasyonu ile PEF ve FEV1 değerleri atağın şiddetini ortaya koyuyor. Genellikle astım atağında rol oynayan bir dış etken bulunuyor. Enfeksiyon, alerjen maruziyeti, malignite, enflamasyon, hava kirliliği ve benzeri durumlar atağa sebep olabiliyor” ifadelerinde bulundu. ASTIMI TETİKLEYEN FAKTÖRLER Tetikleyicilerin kişiden kişiye değişiklik gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, astım atağına yol açabilen etkenleri sıraladı: 1) Ev tozu akarları, 2) Çimen, ağaç, 3) Küfler, 4) Kedi, köpek, kuş gibi hayvan tüyleri, 5) Viral, bakteriyel enfeksiyonlar, 6) Sigara dumanı, parfüm, saç spreyi, bazı sabunlar, 7) Sis, hava kirliliği, 8) Ortam değişikliği, 9) Ağır egzersiz, 10) Psikolojik faktörler, 11) Rutubetli hava, 12) Mesleki faktörler, ASTIM TEDAVİSİNDE İLAÇLAR ÜÇE AYRILIYOR Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, astım tedavisi ile ilgili şunları söyledi; “Astımda tam tedavi söz konusu olmasa da astımı kontrol altına alabilmek için biyolojik, fiziksel ve psikososyal çevrenin etkilerinin anlaşılması büyük önem taşıyor. Astım tedavisinin amacı, kişinin gününü yakınmasız geçirmesi ve hastalık ile ilişkili ortaya çıkacak gelecekteki risklerden korunması olarak ifade ediliyor. Bu nedenle astımlı hastaların tedavi edilebilmesinin temel taşını eğitim oluşturuyor. Astımın kontrol altına alınabilmesi için, hastalık ve tetikleyen faktörlerin iyi tanınması gerekiyor ve önerilen ilaçların düzenli kullanılması büyük önem taşıyor. Ayrıca doktor kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerekiyor. Astımın temel tedavisinde genellikle inhaler steroid ilaçlar kullanılıyor, zaman zaman bronkodilatörler (bronş açıcı) ile kombine edilebiliyor. Ayrıca damar yoluyla ya da ağızdan alınan tabletlere de başvurulabiliyor. Tedavide hangi ilaç tercih edilirse edilsin, etkin bir sonuç alınabilmesi için ilaçların doğru alınması büyük önem taşıyor. İlaçlar bırakılır, düzensiz kullanılır ya da yanlış dozlarda alınırsa astım kontrol altında tutulamıyor. Bu nedenle tedavinin mutlaka göğüs hastalıkları uzmanının gözetiminde planlanması ve hasta-hekim iş birliğinin kurulması gerekiyor. Ayrıca astımda tedavi sürekli olmayabiliyor, dönemsel de olabiliyor. GINA kriterlerine göre astım tedavisine başlanılıyor, tedavi bitiriliyor ya da ilaç ayarlaması yapılıyor.” SİGARA KULLANIMI ASTIMI TETİKLİYOR Astımlıların pasif olarak sigaraya maruz kalmalarının dahi astım ataklarının sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, “Sigara içiminin kesinlikle bırakılması gerekiyor. Sigara içen astımlılarda KOAH riski de çok daha yüksek oluyor. Ayrıca sigara, astım tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğini azaltıyor. Gebeyken sigara içen ya da pasif olarak sigara dumanına maruz kalan annelerin bebeklerinde astım gelişme riski yüksek oluyor. Ayrıca çocukların sigara dumanına maruziyeti sonucunda akciğer gelişimi ve solunum fonksiyonları olumsuz etkileniyor, astım gelişme riski artıyor” dedi. ASTIM ATAKLARINDAN KORUNMA YOLLARI Uzm. Dr. Muharrem Tokmak, astım ataklarından korunmanın yollarını sıralayarak sözlerini noktaladı: 1) Ev içi çevre kontrol önlemlerinin alınması 2) Ev içinde çamaşır kurutulmaması 3) Aktif ve pasif sigara içiminin önlenmesi 4) Evcil hayvan tüyüne alerjinin olması durumunda evde hayvan beslenmemesi 5) Saç spreyi, deodorant, kokulu deterjan & sabun, parfüm kullanılmaması 6) Evin düzenli olarak havalandırılması 7) Yatak odasında ev tozu akarları barındırabilecek eşyaların bulundurulmaması 8) Yaşanılan yerde nem oranın düşük tutulması 9) Bahçe işlerinden uzak durulması 10) Maske takılarak evde sık sık temizlik yapılması 11) Pamuklu ve yünlü eşyaların kullanımının bırakılması 12) Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde gerekli olmadıkça dışarıda vakit geçirilmemesi 13) Polen sezonu boyunca antialerjik ilaçların kullanılması 14) Soğuk ve kuru havaların yanı sıra kirli ve sisli havalarda egzersiz yapmaktan kaçınılması Bayındır Sağlık Grubu Hakkında: Bayındır Sağlık Grubu’nun temeli, 1992 yılında o zamanki adıyla Bayındır Tıp Merkezi ile hizmet vermeye başlayan Bayındır Hastanesi’ne dayanmaktadır. İş Bankası grup şirketlerinden olan Bayındır Sağlık Grubu, kısa sürede sağlık alanında referans kurumlardan biri haline gelmeyi başarırken, bunda tam zamanlı çalışan deneyimli hekim kadrosunun yanı sıra, hedeflenen nitelikli hizmet anlayışını sağlamak için kurum tarafından özümsenen temel değerler de önemli rol oynamaktadır. Etik değerlere saygılı, kanıta dayalı tıp ve hasta odaklı hizmet anlayışına sahip Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ile başlayan bu anlayışını kısa sürede Bayındır Kavaklıdere Hastanesi, Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi’nin yanı sıra, İstanbul’da Fenerbahçe, Beşiktaş, Şirinevler, İş Kule, Tuzla ve İzmir Alsancak olmak üzere 6 farklı lokasyonda bulunan Bayındır Diş Kliniklerinde de başarıyla uygulayarak, vermekte olduğu sağlık hizmetinin etki alanını genişletmiştir.

CHP’Lİ DR. YÜCEER: “‘GİDERLERSE GİTSİNLER’ DEDİNİZ YETMEDİ, ŞİMDİ MESLEĞİ DE TAMAMEN BIRAKIN MI DİYORUZ?”

CHP’Lİ DR. YÜCEER: “‘GİDERLERSE GİTSİNLER’ DEDİNİZ YETMEDİ, ŞİMDİ MESLEĞİ DE TAMAMEN BIRAKIN MI DİYORUZ?”
Bu haber 03 Nisan 2023 - 15:16 'de eklendi ve 68 kez görüntülendi.

“TEKLİFİN TAMAMI ÇEKİLMELİ, SAĞLIK HİZMETLERİNİN EKSİKLERİYLE UYUMLU BİR TEKLİF GETİRİLMELİ”

“KİMSE DOKTOR OLMAK İSTEMİYOR, DOKTOR OLAN ZOR BRANŞLARI İSTEMİYOR”

Sağlık alanında düzenlemeleri içeren torba yasa ile ilgili TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda konuşan CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, “‘Giderlerse gitsinler’ dediniz ama yetmedi, şimdi mesleği de tamamen bırakın mı diyoruz? Bir an önce bu teklifin tamamı çekilmeli ve gerçek sorunlarla, Türkiye’nin gerçek gündemleriyle, sağlık hizmetlerinin, sağlıkta dönüşüm programının gerçek eksikleriyle uyumlu bir teklif önümüze getirilmeli” dedi.

Sağlık alanında düzenlemeleri içeren İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda kabul görüşüldü. Kanun teklifi sahipleri, hekimlerin meslekten men edilmesinin önünü açan 36. madde ve sorunlu olduğu ifade edilen 3., 6. ve 27. Maddeleri muhalefetin ve sağlık meslek örgütlerinin itirazları sonucu tekliften çıkardı.

Komisyonda konuşan CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, “Tabii ki yanlıştan dönmek bir erdem, ama burada bu erdeme ulaştığımızı düşünmüyorum çünkü yanlışın bir kısmından dönüyoruz, belli maddeleri çekiyoruz ama Anayasa’ya, hukuka, bilime, aklıselime aykırı olan bu teklifi tamamen çekmiyoruz. En son söyleyeceğimi ben de en baştan söyleyeyim: Gerçekten bu teklif tamamen geri çekilmeli; Meclisin çalışma günlerine, dönemimizin bitmesine sayılı günler kala çekilmeli. İnşallah, yeni dönemde bir an önce sağlık sorunlarının, sağlık hizmetinin sorunlarını çözen, sağlık emekçilerinin sorunlarını çözen, hastalarımızın sorunlarını çözen, sorunları çözen bir teklifle Komisyonumuzun üyeleri tekrar buluşur zira ben tekrar adaylık başvurusunda bulunmadım, dolayısıyla aslında son konuşmam da olacak parlamentoda” diye konuştu.

“DÜŞMAN DEĞİLİZ, HEKİMLER DE DÜŞMANIMIZ DEĞİL”

Dr. Yüceer, şunları söyledi:

“Devriiktidarınızda ortak akla, teamüllerin toplanmasına çok kıymet vermediniz, buna çokça şahit olduk ama her seferinde de şunu ifade etmekten geri durmuyoruz: Bizler düşman değiliz, bizler aynı sıralarda okuduk belki, aynı mahallede büyüdük, aynı mesleği icra ettik, burada birçok milletvekilimizin hekimlikten geldiğini biliyorum, sağlık hizmeti sunduğunu biliyorum, aynı yerin, aynı vatanın evlatlarıyız; dolayısıyla düşman değiliz, ilk önce onu söylemek isterim. Hekimler de düşmanımız değil, bu arkamızdaki arkadaşlarımız, meslek odalarının çok kıymetli temsilcileri de düşman değil. Dolayısıyla, burada bizim önerilerimiz, farklı bakış açıları sunmamız, eksikleri söylememiz bir düşmanlık, bir eleştiri, bir hamaset gibi algılanmamalı. Tam tersi, ortak akıl, daha doğruyu bulma, iyi yapma… Bakın, şu an 4 maddeyi daha teklifi görüşmeden çekme gereği duyduk, eğer bunları yapmış olsaydık, ortak akla kıymet vermiş olsaydık bugün bu gereksiz konuşmaları yapıyor olmazdık diye düşünüyorum.

“‘BİZİ DÜŞMAN MI GÖRÜYORLAR?’”

“Bakın, çok büyük bir deprem yaşadık, çok büyük bir yıkım yaşadık, çok büyük yaralar aldık. Koca koca binalarda on binlerce insanımız kaldı, onları kaybettik, on binlerce insan engelli oldu yani bu kadar yıkımı yaşadığımız bir süreçte ve yaklaşık kırk gün sonra ülkemiz için, hepimiz için çok kıymetli bir seçime gittiğimiz süreçte, böylesi özensiz bir şekilde hazırlanmış, hiçbir ihtiyacı gidermeyen, hiçbir derde derman olmayan, bunun ötesinde çok büyük dertler açacak, çok büyük kırgınlıklar yapacak bir teklif geliyor önümüze. Tamam bu maddeleri çektiniz İsmail Abi. Peki, incittiğiniz, kırdığınız binlerce meslektaşınız ne olacak? Ne hissediyorlar biliyor musun? ‘Bizi düşman mı görüyorlar?’ diyorlar. Nasıl yani? Meslekten men nedir? Hem bir komplikasyon, yan etki, istenmeyen etki. Bu malpraktis değil, başka bir şey değil yani adı üstünde istenmeyen yan etki. Biz biliyoruz ki tıpta, sağlıkta artı eksi dengesini gözeterek biz tedavi veriyoruz. Öyle değil mi? Yani bunları biliyoruz, hepimiz yaptık bu mesleği icra ettik, ediyoruz hâlâ. Ne yapmaya çalışıyoruz biz? Tamam, ‘Giderlerse gitsinler’ dediniz ama yetmedi, şimdi mesleği de tamamen bırakın mı diyoruz?

“KİMSE DOKTOR OLMAK İSTEMİYOR, DOKTOR OLAN ZOR BRANŞLARI İSTEMİYOR”

Hekimler gerek pandemide gerek depremde gerek bundan önce yaşadığımız birçok felakette kendilerini ispat etmiş insanlar. Hekimlik evet, her meslek zor, asla bu mesleğimizi kutsallaştırmıyorum, farklı bir yere koymuyorum ama ya zor bir meslek. Eğitimiyle, icrasıyla, her şeyiyle zor, özverili. Şu an üniversite çocuklarına bakıyorum, kimse doktor olmak istemiyor, doktor olan zor branşları istemiyor, kimse risk almak istemiyor. Bakın, bizim bu mesleği özendirmemiz, kolaylaştırmamız lazım, cazibe merkezi şekline dönüştürmemiz lazım yerine göre ama biz ne yapıyoruz? Mesleği tamamen bırakılsın, olmadı, yetmedi, ülkeye terk edilsin diye elimizden gelen düzenlemeleri yapıyoruz.

“HERKES İŞİNİ ÇOK MÜKEMMEL YAPIYOR DA BİR HEKİMLER Mİ İŞİNİ YAPAMIYOR?”

Ben, sağlıkta dönüşüm programının birçok kısmına şahitlik ettim. Sistem hatalarını birçok defa sizlerin de Bakanlığı sürecinde kürsüden, Parlamentodan, değişik yerlerden dile getirdim. Uzun zamandır devam eden bir sistem. Eksikleri var, revize olması gereken yerleri var, kusurları var, uygulamada birçok sorunu var, aile hekimlerinin sorunları var, ilaca erişimde sorun var, hastanelerde, sağlığa erişimde sorun var. Sağlığa, hizmet almaya, hastaneler ulaşımda, yollarda sorun var. Maalesef bu sorunları çözecekken, sistem hatalarını düzeltecekken hâlâ hekimleri, sağlık hizmetini, sağlık emekçilerini düşmanlaştırmak, tüm sistem hatalarının yükünü onlara yüklemek nedir. Yani bu gerçekten züldür diyorum ya yani gerçekten züldür. Yapılmaması gereken bir şeydir. Bu teklifin gelmesi, bu teklifin altında imzanızın olması bile bence çok kötü bir şeydir. Herkes işini çok mükemmel yapıyor da bir hekimler mi işini yapamıyor? En özveriyle çalışan meslek grubu hekimler. Bizler şu an Parlamentoda görev yapıyoruz. Elbette her mesleğin, her mağdurun sesine ses oluyoruz ama kendi meslektaşlarımıza zulmetmek nedir? Oyun oynamıyoruz, evet, hastanede çalışıyoruz, hastalarla uğraşıyoruz, yüksek riskli bir iş yapıyoruz. Elbette olacak yan etkisi, elbette olacak ön görebildiğimiz yan etkileri ama eksiyi artıyı düşünüyoruz, hayat kurtarmaya çalışıyoruz. Toplum sağlığına, insan sağlığına hizmet etmeye çalışıyoruz ve çok özveriyle yapıyoruz bu işi ama işin acı tarafı bu özveriyi kendi meslektaşlarımın, Parlamentodaki milletvekili arkadaşlarımın görmüyor olmasından böyle bir teklifle karşımıza çıkıyor olmasından dolayı çok büyük de üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Başta söylediğimi tekrar edeceğim. Bir an önce bu teklifin tamamı çekilmeli ve gerçek sorunlarla, Türkiye’nin gerçek gündemleriyle, sağlık hizmetlerinin, sağlıkta dönüşüm programının gerçek eksikleriyle uyumlu bir teklif önümüze getirilmeli. O zaman da inşallah buradaki arkadaşlarımız hep beraber bunu birlikte yapmaya da bu teklifi düzeltmeye de devam edecektir.”

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.





POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA