İMTEKS’İ İPSALA KAÇIRDI,KEŞAN KAPTI… Firmanın Keşan’a taşınma hikayesi…

Ekonomi Haberleri

Geçtiğimiz günlerde İpsala Belediye Başkanı Abdullah Naci Ünsal, İmteks Mayo tekstile verilemeyen ruhsat ile belediyenin hiçbir alakası olmadığına değinmiş yazılı basında da habere yer verilmişti

 İmteks Mayo tekstil sahibi İbrahim Şentürk,Keşanlı basın mensupları  ile bir toplandı düzenledi.

Değirmentepe tesislerinde düzenlenen toplantıda, tesislerini İpsala’dan  Keşan’a taşınma hikayesini anlattı.

Şentürk’ün konu ile ilgili açıklaması şöyle:

“Değerli Basın Mensupları, İpsala Belediye Başkanı Sn. Abdullah Naci Ünsal’ı, çok dikkatle dinledim. Amacım karşılıklı olarak bunu bir tartışmaya çevirmek değil, İpsala’da neden daha fazla kalamayacağımızı izah etmekti.

Bu beyanımdan sonra, kişilik haklarıma veya firmamın haklarına söz gelmediği takdirde, bu konuyu daha da uzatmadan cevap vermeyeceğimi söylemek isterim. Başlarken de, İpsala Belediye başkanlığı makamına, son derece saygım olduğunu, beyanlarımın sadece kişileri ilgilendirdiğini ve daha önce de söylediğim gibi, sosyal demokrat kökenli aileden gelen biri olarak, hiçbir beyanımın, Partizanlık içermediğinin bilinmesini isterim.

Öncelikle, size kısaca İmteks Mayo ve İpsala’nın yollarının kesişmesini anlatmak isterim, Biz İmteks Mayo olarak, İstanbul’daki üretim faaliyetlerimizi başka bir ilde yükseltmek adına 2016 Haziran ayında keşif gezilerine çıktık ve Trakya bölgesinde firmamıza ek bir birim kazandırmak için, öncelikle Keşan’ı ziyaret ettik. O dönemlerde Keşan’da üretici fazlalığı olduğundan dolayı, firmamızda üretim müdürü olarak çalışan Trakyalı arkadaşımız bize İpsala’yı önerdi. İpsala’ya adım atar atmaz, bizim aradığımız yerin İpsala olduğunu anlamıştık ve randevusuz olmamıza rağmen o zaman ki Belediye Başkanı Sn. Mehmet Kerman tarafından kabul edildik ve değerlendirildik. Birkaç hafta yer arayışından sonra, arzu ettiğimiz şekilde müstakil bir alan bulamadık. Sn. Kerman bize o dönemde, Sn. Kaymakam ile birlikte Roman Konutları Sosyal Tesisini gösterdiler. Alan olarak çok iyi ancak, durum olarak tesisin hali harabeden farksızdı. Bütün pencereler, kapılar, klozetler, lavabolar, elektrik kabloları, su tesisatları yapıdan çalınmış, içeride onlarca hayvan mesken tutmuş, kokudan içeri girilmez durumdaydı. Hemen karşısında ise çöp döküm alanı vardı. Biz o gün bir çılgınlık yapıp Sosyal tesisi kiralamayı kabul ettik. Sizlere o dönemde Sosyal tesisin durumunu gösteren fotoğraf ve videoları paylaşacağım. Şu konuda, mevcut başkan haklıdır ki, İpsala’da 2016 yılından bu yana bulunduğumuz alan 490 m2 ile 2016 yılında ki paranın değeriyle 1000 TL olarak tarafımızca kiralanmıştır. 2016 yılından bu yana da yıllık ortalama enflasyon oranları bazında artışlar gerçekleştirilerek yükselmiştir. Kiralama aşaması, mevcut başkanın dediği gibi ‘’PEŞKEŞ’’ usulü olarak değil, tamamen iyi niyetler ile üretim alanı ve iş alanı kazandırılmak üzere yapıldığına inancım sonsuz. Benim üzerimden, Kaymakamlık makamına, ‘’PEŞKEŞ’’ sözünü dile getirmesini esefle kınıyorum, makamına yakışmayan bu sözcüğü, tekzip edilmesini tavsiye ediyorum. Biz 2016 yılında, Temmuz darbesi yaşanırken, tüm ekonomi durma seviyesinde iken, takriben o yıldaki para değeri ile 500.000 TL harcayarak oradaki yapıyı belli bir seviyeye getirebildik. Daha sonra istihdam arttıkça, yazılı izinler (gerektiğinde sunulur) ile ek modüller eklenerek yapı büyütüldü. Ve şu ana kadar yapılan yıllara göre o yapıya harcanan tutar 1.500.000 TL’nin üzerine çıkmıştır. Uluslararası denetim programlarının birçoğundan sertifikaları olan (BSCI, SEDEX, ISO9001, RCS&GRS, FEM2020) bir üretim birimi kimliğine bürünmüştür. Şimdi burada ara vererek sormak istiyorum… Bu noktaya kadar kötü bir niyet nerededir? İpsala’ya kirasını, maaşlarını, vergilerini zamanında ödeyen, ülkeye döviz geliri sokabilen bir üretici kazandırmanın haricinde ve buna izin veren önceki yönetime söylenecek ne bulabilirsiniz? Yıllar önce harabe denip terk edilen, günümüzde, nizami yıllık artışlar ile brüt aylık 2500 TL kira ödeyen bir yere 1.500.000 TL yatırım yapan ve aylık 700.000 TL ilçeye para sokan bir firmanın ödediği nizami kirayı konuşmak ne kadar doğrudur? Asıl olan istihdam değil mi? Şuna inancım sonsuz, eğer yeni yönetim, eski yönetim gibi yapıcı ve mücadeleci bir tavır sergileyebilseydi, şu an bunların hiçbirini konuşmuyor olurduk. Burada mevcut başkanın eleştirdiği konu bizim sadece ve sadece cüzi kira ödememiz ise, bunları okuduktan sonra hafızasını tazeleyip, tekrar değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü biz o yapıdan çıktıktan sonra, bu değer İpsala’nın ve ülkemizin değeri olacak.

Şimdi gelelim, benim ilk demecimde, değinmekten uzak durduğum ancak mevcut başkanın konulara yaklaşımından dolayı belirtmek zorunda kaldığım ve aslında konuların bu seviyeye gelmesinin sebeplerine…

Başlangıçta her şey olumlu idi. Mevcut başkan, bizi firmamızda ziyaret edip, dertlerimizi dinleyip çözüm bulma arayışında idi, Roman konutlarına çıkan yolların patikadan farksız oluşu, kış şartlarında ulaşımın mümkün olmadığı ve imar durumumuz ile ilgili konularda destek vereceğini belirtiyordu. Hatta somut bir örnek vermek gerekir ise, Sn. Eski İmar Müdürünü, bizzat yanımıza davet edip, imar durumunun çözülmesi için talimatını verdi. Sn. Eski imar Müdürü ise, ancak bu yapı için yepyeni bir proje çizdirerek, mevcut değişiklikleri göz ardı ederek, yeni projeyi onaylatabiliriz dedi. Sn. Eski İmar Müdürü, şunları ekledi, devlete ait bir yapı olduğundan, çok insanın buradan ekmek yediğinden ve kaymakamlığın da yazılı izin belgesi vermesinden dolayı bunu yapacağını, şahıslara ait bir yer olsaydı, bunu asla kimse için yapmayacağını belirtti. Mevcut başkan da buna onay verip, gereğini yapın dedi. Takdir etmiştim, desteklendiğimizi hissetmiştim. Keşan’da 7500 TL bedel karşılığında proje çizildi ve hazırlandı. Proje tam hazır ve imzaya sunulacak derken, Pandemi sebebi ile belediye kapatıldı ve proje askıda kaldı. Mücbir sebeplerden ötürü bu konuda söyleyeceğim veya eleştireceğim hiçbir durum yok. Bu durumu da şerefinden şüphe etmediğim, Sn. Eski İmar müdürü ve Zabıta Amiri doğrulayacaktır.

Ancak birazdan bahsedeceklerimden sonra, başlarda bir talimat ve bir proje ile yapılabilen imar durumu, daha sonradan neden elden gelen imkânları kullandık diyen mevcut başkan tarafından yapılamıyor, işte bu durum büyük bir soru işareti. Yani ben, istihdamın karşılığında her şey dosdoğru olmayabilir dedim, aslında mevcut başkanda benimle aynı fikirdeydi ve gereğini yapacaktı. İşte ben bunu anlatmak istiyordum. Usulsüzlük değil, makamların yetkileri dâhilinde değişiklik sadece ve biliyoruz ki, istenildiği zaman yapılır, bunun öylesi böylesi yoktur. Ayrıca bunu, İbrahim Şentürk’ün tapulu malına değil, devletin yerine yapılmasını istiyorduk, bizim burada herhangi bir rant beklentimiz olabilir mi? Tabii ki de hayır! Yapı benim değil çünkü. Başka yerde olsa, her tuğla koyandan, Allah razı olsun denecek bir yapı haline getirmişiz. Gerisi makamların işi, bizim değil. İlerleyen zamanda, kaymakamlık binasında bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıya, Sn. Kaymakam, Mevcut Belediye Başkanı, Sn. Belde başkanları, Sn. İş-kur yetkilileri, Sn. Petek Tekstil yöneticileri ve şahsım katıldık. Herkesin toplantı sonrası mutabık kaldığı konu, ilçede 18 ile 30 yaş arasında 1000 kişi eğitilmesi hakkındaydı. Bu eğitimler başlatıldı. Herkes, belli oranda desteklerini verdi. Mevcut başkanımıza göre, İmteks Mayo, bir kutu iplik ve paçavra bez vermiştir. Temsil ettikleri makama yakışmayan beyanı burada esefle kınıyorum. Bu izahat çaresiz ve yitik bir beyandır. Evet, kumaş, iplik desteği ama hepsinden değerlisi, biz oraya Sanatkâr Ustalarımızı yerleştirdik. Bu eğitim, maalesef ki Pandemi sebebi ile yarıda kaldı. Pandemi döneminin henüz başlarında, eğitim faaliyetlerinin olmadığı, benimde mecburi İstanbul’da bulunduğum dönemde, mevcut başkan firmamıza daha önce üretim deneyimi olmayan yani tekstil dilinde ortacı diye nitelendirdiğimiz personel statüsünde, 40 yaşın üstünde ve bu işe fiziken uygun olmayan 2 hanımefendi yönlendirmiş. Fiziken dememdeki kasıt lütfen yanlış anlaşılmasın, ‘’Ortacılık’’ fazlası ile dinamizm ve hareket gerektirir ve belli bir yaştan sonra yapılması uygun değildir. Firmamıza gelen hanımefendiler, burada çalışmak üzere Belediye başkanı tarafından gönderildiklerini söylemişler. Firmamızın yöneticisi ise, onların deneyimi olmadığı ve ortacılık için de uygun olmadıklarını izah ederek başvuruyu olumsuz olarak değerlendirip, hanımefendileri uğurlamıştır. Bu durum, mevcut başkanın canını sıkmış olacak ki, beni telefonla arayıp bunun hesabını sordu; ben de konudan habersiz ve İstanbul’da olduğumu söyledim, durumu İpsala’daki yöneticimizden öğrenip, dönüş yapacağımı söyledim. Ancak mevcut başkan,

‘’Artık herkes kendi işine baksın diyerek’’ bir hışım ile telefonu benim suratıma kapattı. Kısa bir süre sonra İpsala’ya döndüm ve ilk işim makamında kendisini ziyaret etmek oldu, yaşananları hatırlattığımda ve bunun için izahat istediğimde, kendisi şeker hastalığı sebebi ile bazen fevri davranabildiğini ve bu yüzden olduğunu söyledi. Tüm görüşmede pek benim yanımda durmayı tercih etmedi, devamlı yan odaya geçip geri döndü. O gün bazı şeylerin ters gideceğini, hissediyordum. Şimdi burada da bir ara verip, mevcut başkanın bir diğer gafına değinmemiz gerekiyor…

‘’ Karısını, ağabeyini, kardeşini işe alacak zihniyetten alınacak bir dersimiz yoktur.’’ dedi Mevcut başkan…

Aslında olması gereken, mevcut başkanın, beni arayıp, personel yerleşimi talebi ile ilgili bilgi vermesi ve durumu bizler inceledikten sonra, yönlendirdiği personelin eğitime mi; yoksa işbaşına mı geçeceğinin kararını vermemiz ve bu kararımıza saygı duyması olurdu. Diğer türlüsü yani mecburi yerleşim, ancak diktatör rejimlerde olabilir. Özellikle belirtmek isterim, diktatör olduğunu söylemiyorum. Bizler bırakın, eş, dost, akraba; makamlara dâhil personel alımı ile ilgili taviz vermedik, vermeyeceğiz de. Şimdi kimin kimden ders alması gerektiğini değerli İpsala halkı karar versin…

Aslında, tüm beyanlarım gereksiz ve gündemi boş yere meşgul edecek durumlardır, mecbur kaldığımdan dolayı son kez benim açımdan isteksizce sadece bilgi temizliği için gündem konusu olacaktır. Gerçek olan, biz yaşananlar sonrasında artık bir karar verdik ve işletmemizi taşıyoruz. Taşıdığımız yer toplam 13.000 m2’de, 2750 m2’lik bir kapalı alan, tüm elektrik tesisatı son teknoloji ile döşenmiş, anayol üzerinde, 10 m tavan yüksekliğine sahip, imalathane kurallarına uygun ve hazır bir yerdir. Mevcut başkanın yeni yerimiz ile ilgili beyan ettiği kira bedeli doğrudur, ancak eleştirmeye çalıştığı gibi pahalı bir kira bedeli değil, hak ettiği değeridir.

Mevcut başkanın ‘’400 kişiye ulaşabilirler mi orası ayrı bir konu’’ sözüne ithafen, bir hikâye ile cevap vermek isterim.

Karıncaya sormuşlar, ‘’Nereye gidiyorsun?’’ ‘’Dostuma’’ demiş. ‘’Bu bacaklarla varamazsın’’ demişler. Karınca ‘’Olsun, varamasam da yolunda ölürüm’’ demiş. Allah nasip ederse, yakın zamanda 200, sonraki aşamada da 400 kişiye ulaşmamızda hiçbir sorun göremiyorum. Mevcut İpsala’dan personellerimizin bizimle birlikte Keşan’da firesiz olarak çalışacak olması ve İpsala’dan personel alımlarına devam edeceğimizi de bu vesile ile buradan sözünü verebilmekte bizim için harika duygular. Orada olmasak ta, İpsala’ya katkımız devam edecek…

Son olarak bize, harika bir karşılama ve ev sahipliği yapan Keşan Belediye Başkanı Sn. Mustafa Helvacıoğlu’nu konuya dâhil etmek, çok yersiz ve çaresiz bir girişimdir, acilen tekzip edilmesini tavsiye ediyorum.

İpsala’da bize emeği geçen başta,  Edirne Valisi, Sn. Ekrem Canalp’e, Edirne Vali Yardımcısı, Sn. Ali Uysal’a, İpsala Kaymakamı, Sn. Ekrem Güngör’e, İlçe Emniyet Müdürü, Sn. Hüsnü Cengiz’e, İlçe Jandarma Komutanı, Sn. Veli Kızmaz’a, Geçmiş Dönem İpsala Belediye Başkanı, Sn. Mehmet Kerman’a, Geçmiş Dönem İpsala Kaymakamı, Sn. Eyüp Özdemir’e, Geçmiş Dönem İpsala Kaymakamı, Sn. Enis Aslantatar’a, AK Parti İl Başkanı, Sn. Belgin İba’ya, CHP İlçe Başkanı, Sn. Ahmet Uğraş Uybaş’a, AK Parti İlçe Başkanı, Sn. Hakan İlkdoğmuş’a, Yazı işleri Müdiresi, Sn. Nilgün Yavaş’a, İpsala Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdiresi, Sn. Birsen Kötülüketmez’e Verdikleri desteklerden dolayı şükranlarımı sunar; adını yazamadığım herkese, İpsala halkına teşekkür eder, en derin sevgi ve saygılarımı sunarım. “

GÜNÜN SÖZÜ: EKMEK VEREN ELE, HER KAPININ AÇILMASI MÜBAHTIR.KAPIYI KAPATANIN DA GÜN GELİR KAPISI KAPANIR….

Konu ile ilgili görüşlerimi yakın zamanda  paylaşacağım.