SON DAKİKA

Keşan Haber
Keşan Gardenya Çiçekçilik

Hakiki kurmay çavuş

Hakiki kurmay çavuş
Bu haber 08 Temmuz 2015 - 12:50 'de eklendi ve 556 kez görüntülendi.

Mehmet Başaran, eserlerinde yaşıyor. O, müfettiş raporlarına; “…aşırı solcu, öğretmenlerin öğrencilere bir takım muzur kitaplar okutulduğu…” ifadeleri ile geçen Köy Enstitülerinden mezundu. Feyzullah Aktan “Domuz Dolabı”nda anlatır, sadece Köy Enstitülü oldukları için kimi yedek subaylık hakkı elinden alınarak çavuş çıkartılmış, kimi sürgüne gönderilmiş, kimi uzun yıllar pasaport  alamamış…
Mehmet Başaran, bu yasaklı yıllarda ailesi bölünenlerden…
Rahmetli meslektaşı Hatun Birsen Başaran’ın kıymetli eşidir.
Ressam Filiz Başaran’ın babası.
*
Kendilerini “Kutsal bilgi kaynağı (!)” olarak tanımlayan, ama hemen her konuda “ne demişler?” demeden geçilemeyen grup “eksisozluk.com”un deyişiyle “1926 doğumlu bir şairdir Mehmet Başaran. İş adamı, Fransız başkonsolosu, bostan korkuluğu, Fener’in sağ açığı ya da ‘Habaş’ın sahibi değildir. Ferrarisi, Porschesi, boğazda yalısı, hanları hamamları, fırkateyni falan yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır. Mevzu bahis arabalara sahip olan kişi ile uzaktan yakından alakası olmadığı ise kabak gibi ortadadır.”
Evet, Mehmet Başaran’ı kaybettik.
ÖNDER’in 20 Haziran 2012 tarihli sayısında yayımlanan “Kurmay Çavuş” başlıklı anımı sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum:
17 Haziran 2012 Pazar günü İstanbul’daki “Dost”; Güler-Hüseyin Erkan ailesinin Silivri’deki bahçelerine çağrılıydık hep birlikte…
Kimler yoktu ki bahçe dediğim Erkan’ların özenerek hazırladığı bu güzel yeryüzü cennetinde!
Sevgili kızları Dilem ve dede Erkan’ın yolunda bir şiir sevdalısı torun Erim…
Halk masallarımızın yüzlercesi arasından birbirinden güzel on tane masalı çocuklarımız için hazırlayan, okudukça doğrunun, iyinin, güzelin yenilmez dostu olsunlar diye; kafalarıyla, yürekleriyle, dünyanın karartılmasına karşı çıksınlar diye üstat Mehmet Başaran’ın “Yağmur Gelini”ne de eserler çizen kızı gerçek bir hanımefendi ressam Prof. Filiz Başaran ve sevgili oğlu Güneş Özayten. Güneş, akademisyen ve pek yakında sinema sanatında ses getirecek yönetmen adaylarından…
*

1926’da Lüleburgaz’ın Ceylanköy’ünde doğan. 1943’te Kepirtepe Köy Enstitüsü’nü, 1946’da da Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nü bitiren. 1947’de (kendi deyimiyle Kurmay Çavuş olarak) askere alınan. Askerlik sonu, Balıkesir-Edremit Bölgesi’ne Gezici Başöğretmen olarak atanan… Sonra ilkokul öğretmenliğine verilen (önce Gömeç, sonra Edremit Gazi Okulu). İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Sicil Bölümü Memurluğu, Folklor Bölümü’nde Eflatun Cem Güney’e yardımcılık yapan (1956-1960). 27 Mayıs 1960’tan sonra ortaöğretime geçen. Kartal, Göztepe ortaokullarında çalışan. 1979’da emekliye ayrılan. Hakkında çokça soruşturma açılan, domuz dolaplarına kıstırılan, görev yeri değiştirilen. 12 Eylül döneminde ise kitapları ve etkinlikleri dolayısıyla yargılanan. Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ve Türkiye Yazarlar Sendikası’nın (TYS) kuruluşuna emek veren ve Yönetim Kurulu Üyeliklerinde bulunan. Şiir, çocuk edebiyatı, roman dallarında ürünler veren saygıdeğer usta Mehmet Başaran: onca yaşına rağmen hayatı savunmayı bir yaşam biçimi haline dönüştüren köy enstitülü, askerde çavuş çıkartıldığı için ironi değerlendirmeyle kendini ve arkadaşlarını “kurmay çavuş” olarak tanımlayan bir yurtsever.
*
O gün, dostlarıyla bizi buluşturarak keyifli ve bol şiirli, edebiyat sohbetli bir Pazar günü geçirmemizi sağlayan Hüseyin Erkan öğretmenime ve saygıdeğer ailesine bir kez daha ve içtenlikle şükranlarımı sunarım.
*
Bu çağrıya yine o gün telefon irtibatıyla katılan ve sevgisini, saygısını bizden esirgemeyen bir büyük usta Feyzullah Aktan’ın da “babalar gününü” kutlamıştık, o gün “Babalar Günü” adına hoş bir anı oldu bizim için…
* * *
Mehmet Başaran öğretmenimiz (ileri yaşına rağmen ezberinden hatasız) Nazım Hikmet’ten “Memetçik Memet”i ve daha birçok eseri okuyabilecek kadar zihni açıktı.
Sonraki günlerde telefonla da görüştük.
Mehmet Başaran (1926, Kırklareli – 27 Haziran 2015, İstanbul), köy edebiyatı hareketinin şairi, eğitimci ve yazar.
Sosyalist düşünceyi toplumcu çizgide, öğüt vermeye kalkışmadan, ahlak dersi çıkarmaya çalışmadan yani didaktiğe kaçmadan, duygu yüklü şiirlerine sindirmeyi bildi. Şiirlerinde direnme ve umut konusu, birbirini bütünledi. Direnme ve umut, gözlem ve deneyimleriyle bütünleşmiş olarak “Ahlat Ağacı” ve “Nisan Haritası”nın ardından şiir kitaplarında hep öne çıktı. Işıklar içinde olsun.

__________ o __________

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.





POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA