SON DAKİKA

Keşan Haber
Keşan Gardenya Çiçekçilik

DEDEAĞAÇ’TA NE YENİR?

DEDEAĞAÇ’TA NE YENİR?
Bu haber 30 Aralık 2015 - 21:37 'de eklendi ve 202 kez görüntülendi.

İki balıkçının kurduğu Dedeağaç (Alexandroupolis), Batı’ya doğru deniz ve karayolları ile Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan, deniz feneri ile hatırlanan şirin ve küçük bir balıkçı şehri. Küçüklüğüne inat olsa gerek, eğlence için sayısız alternatifler sunan Dedeağaç, özellikle bize yakınlığı ve ulaşım kolaylığı açısından son dönemlerde Türklerin gözde tatil seçeneklerinden biri.

Eğer vizeniz varsa, Türk ve Bulgar sınırlarını geçerken karşılaşılan ilk Yunan şehri olmasından dolayı eğlencenin en yakın adresi Dedeağaç ve civarı, bir hafta sonunda keyifli vakit geçirmek ve muazzam lezzetleri son derece uygun fiyata denemek için ideal bir rota.

İstanbul’dan üç- dört saatte İpsala sınır kapısına rahatlıkla varabiliyorsunuz. Sınır kapısından ise 45 dakika sonra Dedeağaç’tasınız. Dedeağaç, 60.000 kişilik nüfusu ile minik bir şehir olsa da, sunduğu eğlence ve lezzetler açısından oldukça zengin.

Dedeağaç’ın ana iki caddesi her şeyi içinde toplamış diyebiliriz: Şehrin sembolü olan fenerin bulunduğu sahil şeridi ve hemen üstünde ona paralel Demokrasi Caddesi.

Sahil şeridinde bir taverna, Dedeağaç

Her iki cadde de kafe ve restoranlar açısından çok zengin. Yan yana dizilmiş onlarca kafe ve restoran arasından hangisinin iyi olduğu seçmek zor. Ancak komşuda gördüğüm şu ki, hangisine giderseniz gidin, porsiyonlar çok büyük ve lezzetli, üstelik diğer Avrupa ülkelerine ve hatta ülkemize göre de oldukça ucuz.

Konaklamak için tercih ettiğim Alexander Beach Hotel & Casino Thraki, aynı zamanda zengin mutfağı ve yeni tatları denemesiyle hafif bir öğle yemeği için tercih edilebilir. Otelin mönüsünde yer alan fırında kızarmış susamlı, ballı feta peyniri; ızgara sebze, Yunanistan’da her zaman tercih edilebilecek olan Greek Salatası, vişne soslu kızarmış Manuri peyniri, rokforlu mantar başlangıçta seçebileceğiniz lezzetlerden. Ancak yine söylemeliyim ki porsiyonlar çok büyük olduğu için ana yemek olarak bile alabilirsiniz.

Ballı susamlı kızarmış feta peyniri, Yunanistan Izgara sebze, Yunanistan Vişne soslu kızarmış Maruni peyniri, Yunanistan Rokforlu tagliatelle, Yunanistan

Dedeağaç’ta iyi yemek nerede yenir dediğinizde size ilk verilecek cevaplar biri Nisiotiko’dur. İzmir’li bir bayanla evlenen Bay Nisiotiko’nun muazzam restoranı deniz ürünleri üzerine her şeyi olağanüstü lezzetli yaptığı gibi, güler yüzlü ve nerdeyse hepsi Türkçe konuşan personeli ile kendinizi oldukça rahat hissetmenize sebep olacaktır. Özellikle tavsiye edeceğim: Fesleğen soslu kalamar kızartması, sarımsak soslu karides, kabuklu midye, Yunanistan’in olmazsa olmazı kabak kızartması ve Greek salatası. Hele en sonunda gelen lokumlu dondurmayı ise tarif etmek güç. Kişi başı 20-30 avro’ya bu lezzetleri tatmanız mümkün.

Greek Salatası, Yunanistan Kabak Kızartması, Yunanistan Soslu mideye, Yunanistan Jumbo karides, Yunanistan

Hatırlatmalıyım ki, Yunanistan’da akşam yemeği bize göre oldukça geç. Yemeye en erken akşam dokuzda başlıyorlar ve geç saatlere kadar da kalıyorlar. Akşam yemeği için kesinlikle önerim Dedeağaç’tan biraz dışarıya, Makri koyuna doğru yönelmeniz. ‘Daha uzaktaki anlamına gelen’ Makri, özellikle yaz dönemlerinde plaj için ideal. Son derece organize şezlong ve şemsiye düzeni ve masmavi deniziyle gündüz de gidilmesi gereken yerlerden biri. Akşamları ise buranın en iyi tavernasıSt. George’s Tavern (Ay Yorgi), muhteşem ambiyansı, son derece güler yüzlü sahibi ve Türkçe konuşan servis elemanları ile bence komşunun görmeden dönülmeyecek adresi. Yemeklerin lezzetini ise tarif mümkün değil. Balık çorbası ile yemeğe başlayın. Ardından balık carpaccio, tarama, lakerda ve humustan oluşan meze tabağı, peynir ızgara, deniz mahsullü risotto ve finalde ıstakozlu tagliatelle önerebileceklerimden. Hafif bir canlı müziğin de olduğu mekanda tüm deniz mahsulleri son derece lezzetli.

Istakozlu tagliatelle, Ay Yorgi Meze Tabağı, Yunanistan St. George's Tavern, Ay Yorgi,

 

Dedeağaç’tan biraz uzaklaşıp civarı da keşfetmek isterseniz, İskeçe eski kasaba (Old Town) girişindeki kafelerde bir frappe içmenizi tavsiye ederim. Kahve, komşuda önemli ve özellikle yaz aylarında frappe tercihleri.

frappe-yunanistan

İskeçe meydanında saat kulesinin altında ya da Eski kasabanın girişindeki cıvıl cıvıl kafelerde bir kahve molası verdikten sonra yola devam edip, Kavala eski limanda gerçekten iyi bir yemek için durun. Burada Kavala Limanı’nın turistik restoranlarının aksine, kendi tuttukları balıkları pişiren lokal işletmeler var ve son derece lezzetli tatları kişi başı 20 avro gibi ucuz bir fiyata yemeniz mümkün.

Kavala Eski Liman, Yunanistan

Balauro Balık Lokantası, envai çeşit mezeler, deniz ürünleri ve taze balıklar ve Yunanistan’ın olmazsa olması kabak kızartması ile bizden tam puan aldı. Porsiyonlar tüm Yunanistan’da çok büyük olduğu için öncelikle tek porsiyon söylemenizi tavsiye ederim.

Kabak kızartması, Yunanistan

Tabi Kavala deyince unutmamamız gereken bir diğer lezzet de Kavala Kurabiyesi! 1924 yılında yaşanan mübadele sırasında Selanik’te yaşayan Türkler Gelveri’ye giderken, Kapadokya’nın Gelveri ( şimdiki adı Güzelyurt) ilçesinde yaşayan Rumlar ise  bu bölgeye yerleşmiş ve adına da Nea Karvali (Yeni Gelveri)demişler. Orada başlayan kurabiye geleneği ise burada da devam etmiş ve neredeyse Kavala’nın sembolu olmuş.

Kavala Kurabiyesi, Yunanistan

Türkiye – Selanik otoyolu üzerinde bulunan Shell Benzin İstasyonu Dinlenme Tesisleri’nde yer alan Chrisanthidis Mağazası 50 senedir Kavala Kurabiyeleri ile ünlüdür. İçeri girdiğinizde demleme Türk çayı ve Türkçe konuşan personeli ile sıcak bir karşılama bekler sizi.

kavala-kurabiyesi kavala-kurabiyesi Kavala-kurabiyesi

Chrisanthidis’in, Nea Karvali, Kavala (Mikoros Milos), Moustheni’de olmak üzere üç satış mağazası var  ve kurabiyeleri Paris’te ödül almış. Söylediklerine göre her ailenin gizli ve farklı bir tarifi varmış.

 

Yine Dedeağaç’a dönecek olursak, yemeğin ardından eğlence için önerim, Alexander Beach Hotel and Casino Thraki, şans oyunları ile alternatif bir eğlence mekanı olabilir. Casino Thrakinin de hemen yanında olması dolayısıyla Türkler tarafından zaten keşfedilmiş otelde, çalışanların hepsi Türkçe konuşuyor ve arabaların neredeyse tamamının 34 plaka olması sizi şaşırtmasın. Konaklama için de önereceğim otelin kahvaltısı ise zengin. Sadece 6 avro ödeyerek girdiğiniz Casino, belli ki Türk oyun severleri için çoktan Kıbrıs’a alternatif olmuş. Yeme- içmenin de ücretsiz olduğu Casino, şans oyunlarını sevenler için iyi bir seçenek.

Köprünün bir yanı Yunanistan, diğer yanı Türkiye. Yürüyerek beş dakika mesafeyle, dilimiz değişse de yok aslında birbirimizden farkımız. Baklava, tespih  kimin hiç önemi yok. Komşumuz hiç yabancılık hissetmeden,  doya sıya eğlenip, son derece lezzetli ürünleri oldukça uygun fiyata yiyebileceğimiz bir hafta sonu kaçamağı için bizlere kucak açmış. Bize de bu keyifli rotaya gitmek kalmış…

KAYNAK: MORVALİZ.COM

KOMŞUDA PİŞER, BİZE DE DÜŞER : ALEXANDROUPOLİ / DEDEAĞAÇ

Yürüyerek sınır geçmek : Komşu Yunanistan ..

Vizem var ama çok vaktim yok diyorsanız, yapılacak en güzel şey bir arabaya atlayıp komşuya ziyarete gitmek.

İstanbul’dan yola çıktığınızda 3 buçuk saat sonra İpsala sınır kapısında olabileceğimizi öğrendik, sabah 07.00’de atladık arabaya ve 10.00’da İpsala sınır kapısındaydık. Aslında niyetimiz arabayla geçmek ve orada da arabayla turlamaktı. Ancak arabayla geçiş için hem yeşil sigortaya 60 eur, hem de uluslararası ehliyet için 350 TL ödeyeceğimizi öğrenince vazgeçtik. Sabah gidip akşam dönülecek bir yolculuk için değmez diye düşündük.

IMG_6916 IMG_6917 IMG_6922

Gitmeden önce okuduğum bloglarda ulaşılabilecek bazı taksi telefon numaraları bulmuştum ve onlardan birini arayarak kapıya bir taksi çağırdık. Taksi sizi İpsala sınır kapısından alıp, Dedeağaç’a kadar bıraktı. Belki biraz da rehberlik hizmeti alırız diye düşünmüştük ama pek suratsız bir taksiciye denk gelince sessizce Dedeağaç’a vardık.

Dedeağaç (Alexandoupoli) ufacık bir balıkçı kasabası. Sevimli ama tercihiniz yaz aylarında gidip, denizden de yararlanmak olmalı.

Biz sahilde Sparrow  kafeye oturarak bir Greek kahvesi ve sıcak çikolata ile  biraz keyif yaptiktan sonra, sahil boyunca yürüdük. Sahil güzel restorantlar ve kafelerle dolu.

IMG_6924 IMG_6929 IMG_6932

Bir üst caddesi ise yine kafelerin çok olduğu ama beraberinde mağazaların da bulunduğu ana caddesi. Görülecek çok fazla şey olmadığını söylebilirim. O zaman arabayla geçmemekle hata yaptığımızı anladık. Aslında komşuya böyle bir kaçamak yapılacaksa, en güzeli 3 günlük : Kavala- Halkidiki- Taşöz adası turu yapıp dönüşte de Dedeağaç’a uğrayıp geri dönmek.

IMG_6955 IMG_6948 IMG_6943

Dedeağaç’ta sahil ve ana cadde arasındaki tüm sokaklar da keyifli kafelerle dolu. En az Türkler kadar tespih çekmeye ve tavlaya meraklı olduklarını söyleyebilirim. Diğer yandan sahil boyunca uzanan kafelerde dev ekranlarda maç seyrediyorlar. Yani konuştukları dil farklı olmasa kendinizi Türkiye’de sanabilirsiniz.

IMG_6934 IMG_6935 IMG_6939

Biz de sevimli bir kafede oturup tavla oynadık. Artık iyice acıkmış olduğumuzdan, methini pek duyduğumuz Nisiotiko’ya yemeğe gittik. Ölü sezon olduğu için rezervasyona gerek yoktu ancak yaz aylarında rezervasyonsuz yer bulunamayacağı garanti. Yediğimiz her şey inanılmaz lezzetli. Hepsini tatma isteğinden yiyebileceğimizden biraz fazla sipariş etmişiz. Kalktığımızda yürümekte güçlük çeksek de, tek kelimeyle değerdi.

IMG_6956 IMG_6961 IMG_6958 IMG_6968

Özellikle tavsiye edeceğim: Fesleğen soslu kalamar kızartması, sarımsak soslu karides, kabuklu midye, Yunanistan’in olmazsa olmazı kabak kızartması ve Greek salatası. Hele en sonunda gelen lokumlu dondurmayı ise tarif etmek güç. Müthiş bir lezzet! Sahibi ve garsonların çoğu Türkçe konuşuyor ve son derece güleryüzlü. Kişi başı 35 eur ödedik ve her kuruşuna değdi.

Yemek sonrası sahilde bir yürüyüş yapıp, limandaki Noa’ya uğradık. Kahve içelim diye düşünmüştük ama yaş ortalaması 18-25 ve müzikler bir hayli gürültülü. Çok popüler bir mekan olsa da daha sessiz bir yeri tercih ederek, Filion’a döndük.

IMG_6979 IMG_6986 IMG_6991

Kafelerin hepsi çok kaliteli ve müzikler çok güzel. Burada pek meşhur olan “Frappe” içerek gezimizi noktaladık.

IMG_7003 IMG_7005 IMG_7002

Meydandan yine bir taksi alarak, bu sefer 50 eur’ya sınıra geri döndük. Eğer taksiyle bu geziyi yapmak isterseniz dönüşte rastladığımız taksici Ivan’i kesinlikle tavsiye ederim. Çok güzel Türkçe de konusuyor : 00306999442201

Tuttuğumuz taksi Yunan taksisi olduğu için bizi Yunan sınırında bıraktı ve böylece ilk defa yürüyerek sınırı geçme deneyimini yaşamış olduk.

IMG_6947 IMG_6993 IMG_7006

Sınırları anlamak mümkün değil. Yürüyerek geçince bunu çok daha fazla hissettik. Köprünün bir yanı Yunanistan, diğer yanı Türkiye. Yürüyerek 5 dakika mesafeyle, dilimiz değişse de yok aslında birbirimizden farkımız. Tüm dünya böyle değil mi zaten. Güldüğümüz ve üzüldüğümüz şeyler aynıyken, aynı şeylere heyecanlanıp, aynı şekilde severken sınırlar niye?

İşte komşumuz bizlere bunları düşündürtüp, güzel bir pazar günü hediye etti. Biz Dedeağaç’ı sevdik ama sonrakine 3 günlük gelmek üzere deyip, sınırdakı askerlerimize hayırlı tezkereler dileyip evin yolunu tuttuk.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.





POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA